Methiyeler

Münacat, yakarış, muhabbet ve manevî hürmetle kaleme alınmış methiyeler.

Sultanul Enbiya Cenab-ı Resulullah Efendimize (SAV) Methiye
“Ve ma erselnake illa rahmeten lil alemin.” Biz seni ancak âlemlere rahmet(imiz) için gönderdik. (Enbiyâ - 107)
Sultanul Enbiya Cenab-ı Resulullah Efendimize (SAV) Methiye
“İnnallahe ve melaiketehu yusallune alen nebiyyi, ya eyyuhellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslim’a” (Ahzab – 56)

“Kuşkusuz Allah ve melekleri, Nebi’ye salat ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salat edin. Tam bir bağlılıkla selam edin.”

Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’ya mahsustur.
Salat ve selam onun biricik sevgilisi Hazreti Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz hazretlerine mahsustur.

Allah Teâlâ hazretleri kulu “Muhammedî” çok sevmiş ve onu “âlemlere rahmet” olarak göndermiştir. Onu çok sevmemizi, onun izinden yürümemizi, onun ahlakıyla ahlaklanmamızı emretmiş; onun yolunda canımızla, malımızla, her şeyimizle yürümemizi, davasına hizmet ve can vermemizi istemiştir.

Ey ufkunu gaflet zulmeti kaplayan insan
Günah sofrasından ne zaman kalkacaksın
Her aşırılık sende, sendedir hep isyan hep ziyan
Her an seni bekliyor yüce Rabbin ve Resul-i Zişan.

Tasavvufta büyüklerimiz, “Fena fiş şeyh, Fena fil resul, Fenafillah”a ulaşmak sırrını bu üç mertebeye bağlamışlardır.

Daha beterimi var ki, nefs eline esirsin
Dünya zevklerine dalmış, sarhoş bir serserisin
Uyanmanı bekliyor, seni yoktan var eden
Seni senden çok isteyen, seni senden çok seven.

Görmeden biat ettim, sevdim seni delicesine
Her mekân gönlüme ravza oldu, neredesin
Arar oldum izini hem zahir hem bâtında
Seni bulmadan rahat yok, şu hayat babında

Sana ikram edilen salavatları sen alırsın
Sana salavat getireni elbetteki tanırsın
Utanıyorum bu halim ile seni selamlamaya
Yüzüm yok çıkmaya, huzur-u Pak-i Resulallah’a

SEN OLUR MUSUN YA RESULALLAH
(Münacat - Yakarış)

Derdimin dermanı, sen olur musun ya Resulallah
Gönlümün fermanı, sen olur musun ya Resulallah
Bedenimin canı, sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

Ruhumun hayatı, sen olur musun ya Resulallah
Nefsimin sultanı, sen olur musun ya Resulallah
Yolcuyum, rehberim sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

Öksüzüm, okşayan sen olur musun ya Resulallah
Talibim, Matlubum sen olur musun ya Resulallah
Garibim, yoldaşım sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

Açım, doyuran sen olur musun ya Resulallah
Susuzum, su veren sen olur musun ya Resulallah
Umutsuzum, umudum sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

Uzağım, yakınım sen olur musun ya Resulallah
Güçsüzüm, gücüm sen olur musun ya Resulallah
Evsizim, evim sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

Sevgisizim, seven sen olur musun ya Resulallah
Aşksızım, aşkım sen olur musun ya Resulallah
Kayboldum, bulan sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

Cahilim, ilmim sen olur musun ya Resulallah
Edepte kemalim, sen olur musun ya Resulallah
Bir hiçim, her şeyim sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

Bebeğim, babam sen olur musun ya Resulallah
Kollarına saran, sen olur musun ya Resulallah
Bağrına basıldığım, sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

Aklımın ravzası, sen olur musun ya Resulallah
Cennette komşum, sen olur musun ya Resulallah
Fatih’in fethi, sen olur musun ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah
Ne olur ya Resulallah ne olur Ya Resulallah

ANLAMI NE

Aşksız beden ölmüştür, cesetten farkı ne
Senden uzak da yaşamanın anlamı ne
Ruhum ki ravzanda eğer hayat bulmazsa
Sensiz yaşamanın ve ölmenin anlamı ne

Âşıklar pazarında canlar satılırmış
Başlar eşiğe koyulup, serden geçilirmiş
Sensizlik zehir olsa bal gibi içilirmiş
Sensiz yaşamanın ve ölmenin anlamı ne

Resulullah bir garip, bir yetim idi
Allah’ın kulu, habibi, mahbubu idi
Sevenlerin başında taç, gözünün nuru idi
Sensiz yaşamanın ve ölmenin anlamı ne

Garip Fatih ağlar da yüreğin dağlar
Ayrılığa artık dayanamaz karalar bağlar
Yollara düşmüştür artık her gelene sorar
Sensiz yaşamanın ve ölmenin anlamı ne
Büyük İslam âlimlerinden, mutlak müctehid ve evliyanın en büyüklerinden olan Hazreti Pir Abdulkadir Geylani (ks), Muhyiddin, Gavsul Azam, Kutbu’l Rabbani, Sultan-ı Evliya, Kutbu’l Azam, Bazul Eşheb, Kutbu’l Arifin ve Gavsul Vasilin gibi unvanlarla anılmıştır.

470 yılında İran’ın Geylan şehrinde dünyaya gelmiş, 561 yılında Bağdat’ta vefat etmiştir.

“İnne bi iznillahi sultanul rical,
Câe fi aşkın, teveffa fi kemalin.”

Şüphesiz ki insanların sultanı aşk ile geldi, kemal ile vefat etti.

Babası Ebu Salih b. Abdullah’tır. Annesi Fatıma binti Ebu Abdullah Seyyide’dir. Soy olarak babası Hz. Hasan Efendimize, annesi ise Hz. Hüseyin Efendimize dayanır. Ceddi Resulullah soyundandır. Hem şerif hem seyyiddir.

Kaynaklarda geçen tarikat silsilesi listesi şu şekildedir: Silsile-i Zeheb ve Silsile-i Müzehheb.

Nebi Muhammed Mustafa (sav)
Aliyyü’l-Mürtezâ b. Ebî Tâlib
Hüseyin b. Ali
Zeyne’l-Âbidîn
Muhammed Bâkır
Ca’feru’s-Sâdık
Mûsâ Kâzım
İmam Aliyyü’r-Rızâ
Ma’rûf Kerhî
Seriyyü’s-Sekâtî
Cüneyd-i Bağdâdî
Muhyiddin Abdülkadir Geylani

Hz. Pir Abdulkadir Geylani Efendimizin vasıtasıyla zuhur eden büyük tarikler arasında Kadiriyye, Rifaiyye, Bedeviyye, Desükiyye, Medyeniyye, Şazeliyye, Kubreviyye, Yeseviyye, Ekberiyye, Mevleviyye, Sa’diyye ve Nakşibendiyye zikredilir.

Evliyalar sultanı Abdulkadir Geylani hazretleri buyururlar ki:
“Mürit olmak, talip olmak, tarikata girmek, tasavvufu yaşamak her yiğide nasip olmaz.”

Ervahı ezelde taksim babında
Herkese bir türlü ihsan ederler
Kimi gam çeker hayal babında
Kimini tahtında sultan ederler

Ben ki Hüseynî soydanım, hazinedir durağım
Cümle Hak erenlerin boynunda durur ayağım

Her iki âlemin sultanı Şah Abdulkadir
Evladı Âdem’in hakanı Şah Abdulkadir
Arşın, Kürsünün, Kalemin ayı hem güneşi
En büyük nurdan bir kalp nuru Şah Abdulkadir.

Kudretim yetmez seni methe mümtaz Velî
Çün Habib-i Kibriya’dır metheden seni

Hak yeri yaratıp, göğü düzeli
Hoş nazar eylemiş ana ezeli
Evliyalar ser çeşmesi güzeli
Abdulkadir gibi Sultan bulunmaz

Gavsül Azam Abdulkadir Geylani Hazretlerine ait eserlerinden bazıları:

Gavsül Azam Abdulkadir Geylani Tefsiri
Fütûhu’l Gayb
El-Bazül Eşheb
Gunyetüt Talibîn
İlim ve Esrar Hazinesi
Mektubat-ı Geylani
Fethu’r Rabbani
Sırrü’l Esrar
Atiyye-i Sübhaniye
Gaybın Dili
Cilaü’l Hatır
Babamı çocuk yaşta kaybeden ben, nasıl bir çocukluk yaşadım pek bilemedim. Gençlik çağlarımda sokaklarda avare avare gezer, esen gençlik rüzgârlarının önünde savrulur giderdim.

Bir zaman gezdim serseri, olmadım nefsimden beri
Şimdi olmuşum Kadiri, ağyar ile eyle membâ.

Askerlik görevimi ifa ettikten birkaç ay sonra, askerlik arkadaşım Nevzat Coşkun’a rastlamamdan sonra ilk sohbete katılmam ve ilk sohbette ders almamla birlikte, o geceden itibaren tüm düşüncelerim, dünyaya bakışım ve yaşantımla beraber her şey değişmişti.

Bana yakan gözler ile bir kerecik baktınız
Ruhuma imanın temel çivisini çaktınız.

Bıraktım geleceğin ümit ve korkusunu
Kendimi tamamen saldım Efendim
Sensizlik kapladı benim her yanımı
Aklımı, ruhumu çeldin Efendim

Baharda burcu burcu çiçek açar ya
Vakti gelen güller, koku saçar ya
Yuvadan kuşlar, bir bir uçar ya
Yollarına kendimi saldım Efendim

Değmezmiş bu dünyanın kahrına değmez
Aklı olan maddeye hiç boyun eğmez
Allah en yücedir, kıymet ölçülmez
Bu yüzden ya kendimden geçtim Efendim.

Sensizlik denizinde küçük bir sandal
Dalgalar nereye götürür, bilemiyorum
Sensizlik acısı öyle dağlamış ki yüreğimi
Yaşıyor muyum, ölüyor muyum, bilemiyorum

HACI HAFIZ BABAM

Ahir zamanda, ahir ümmetin
Sarmışken cihanı cehli zulmetin
Kutbu Cihanı oldun on sekiz bin âlemin
Gönlümün Sultanısın Hacı Hafız Babam
Gönüller Sultanısın Hacı Hafız Babam

Varlığın Hak varlığı idi, Nur-i Hüda’dan
Mücedd-i Din idin, Lütf-i Hüda’dan
Kadiri hülefasından, Kurb-i İrşaddan
Gönlümün Sultanısın Hacı Hafız Babam
Gönüller Sultanısın Hacı Hafız Babam

Fatih ah çeker, yaram derinden de derinden
Efendim, kıymetini bilemedik ki sen yaşarken
Ölüm hak oldu, dünya âleminden göçüp giderken
Gönlümün Sultanısın Hacı Hafız Babam
Gönüller Sultanısın Hacı Hafız Babam

SIRLARA DALDIM

Efendime nazar eylediğim anda
Cihanı doldurmuş bir ışık gördüm
Gözlerim kamaştı ben ki mest oldum
Kendimi o ışıkta kaybolmuş gördüm

Gönlüme başka sevda artık girmedi
Kalbim başkasına meyil vermedi
Sen oldun ömrümde aşkın gerçeği
Oldun gönül bahçemin sevda çiçeği

O güzel sözlerinde esirin kaldım
Sohbetin taş kalbimi eritti, yandım
Ben senin varlığınla hep nefes aldım
Efendimin gönlünde hallere daldım

Ey Fatih tekrar nasip olur mu, bir daha yaşasan
Efendimin şanlı sancağını ebediyen taşısan
Susuz kalmış ümmete saki olsan, su taşısan
Efendimin sırrı sırrında, sırlara daldım